Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

 

Malatyalı Mevlânâ Şemseddin (Tanrı rahmet etsin) rivayet etti: Bir gün son derecede derin bir bilgin, her şeyin bir delilini arayan ve münakaşayı seven ta¬lebesiyle Mevlânâ hazretlerini ziyarete gelmişlerdi. Onu, kendisine bir şeyler sorup öğrenmek bahanesiyle imtihan etmek istiyorlardı.
Kendi aralarında “Bizim üstadımızın Arap dilindeki ilimlerde eşi yoktur, acaba Mevlânâ’nın Arapçası ne dereceye kadar kuvvetlidir?” dediler. Bu amaçla gelip Mevlânâ’nın yanına oturdular. 
Mevlânâ bir süre birçok ilahi bilgi verip güzel şeyler söyledikten sonra söyle bir hikâyeye başladı:
Temiz yürekli bir fakih, zeki bir nahivci ile arkadaşlık etmişti. Yolda birlikte giderlerken, harap olmuş bir kuyuya ulaştılar. Fakih, kuyuyu göstererek “Binin muattaletun" (Flac, 22:45) diye “bi’r”i hemzesiz söyledi. Nahıvcinin buna canı sıkıldı ve fakihe “Bi’r’i hemze ile okursan daha anlaşılır olur” dedi.
Bunun üzerine fakih ile nahivci arasındaki münakaşa uzadı. Bu hemze yüzünden bütün sarf ve nahiv kitaplarını karıştırdılar. Davalarını ispatlamak için karşılıklı deliller getirmekten usandılar. Bu tartışma sonunda hiçbir konak ve bayındır yere rastlamadılar. Gecenin karanlığına kalıp konularında tam kızıştıkları sırada tesadüfen nahivci yolda bulunan derin bir kuyuya düştü.
Kuyunun dibinden “Ey yoldaşım, ey şefkatli fakih! Tanrı rızası için beni bu karanlık kuyudan kurtar!” diye fakihe feryat ediyordu.
“Pekâlâ kurtarırım, fakat (bi’r) kelimesindeki hemzeyi atmak şartıyla” diye cevap verdi fakih.
İlmine çok aldanmış olan bu zavallı nahivci, “bi’r” kelimesindeki hemzeyi atmadıkça o kuyudan kurtulamadı.
Sen de tereddüt hemzesini ve varlığını, Hazreti Hamza gibi kendi kendinden atmadıkça doğa ve nefis kuyusu olan ki, Kuran’daki “Gıyâbetü’l-Cub” (Yûsuf, 12:1 o) bundan ibarettir- hodbinliğin karanlık kuyusundan çıkamazsın ve ‘Tanrının arzı geniştir’ (Zumer, 39:10) sahrasının gökyüzüne hiçbir zaman ulaşamazsın.
(Mevlânâ bu hikâyeyi anlattıktan sonra) bu bilginler hep birden sarıklarım başlarından çıkardılar, inkâr kemerini kopardılar, tam bir doğruluk ve içtenlikle Mevlânâ’nın candan müridi oldular.
 
Ariflerin Menkibeleri-Ahmet Eflaki



Hızlı Sayfa Navigasyonu



Etiketler